BLOG:raraavis

0 yorum var - 02 Ekim 2008 12:21

Haber: Bir yüzücü 350 Tonluk gemiyi çeker.
R. M. : - Nasıl çekiyorsunuz gemiyi?
-İnanç meselesi, içinizde bunu hissetmeniz gerekir.
R.M. : - Neyi hissetmem gerekir? Gemiyi mi?
---

Haber : Mahkumlar tünel kazarak kaçar...
R .M. : Mahkumlar kaçmak için mi tünel kazdılar?
---

Haber : Bir okul müdürü cinsel tacizle suçlanır...
R. M. : Sen benim sözümü bile kestiğine göre kim bilir daha neler yapmışsındır.
---

Haber : Harika Avcı kürtaj yaptırmıştır.
R.M. : Peki, Bebek şimdi nerede?
---

Alparslan Türkeş'in cenaze töreninin olduğu gün sevgili Reha Muhtar Show Haber'de şöyle konuşur:
-Cenaze töreninde sayıları on binin üzerinde yedi bin güvenlik görevlisi vardı.
---

Reha Muhtar karısını boğarak öldüren adamı programına çıkarıyor. İlk sözü:
- Efenim, başınız sağ olsun. Acı Varmı acı?
---

Haber: Cenk Koray'ın oğlu DEMİR CAMA(!) kafa atar ve vefat eder...
R.M. : - Peki Sayın Cenk Koray, oğlunuz daha önce de sık sık cama kapıya kafa atar mıydı?
---

Reha Muhtar anlamakta bazen güçlük çeker:
- Doğuştan kör olduğunuzu anladım da beyefendi, küçükken de
gözleriniz görmüyor muydu onu soruyorum?
---

Reha Muhtar, canlı yayında Şerafettin Bey'le konuşuyor.
R.M. : -Sayın Şerafettin Bey kardeşim, siz orada var mıydınız, yok muydunuz, efenim?
-Yoktum.
R.M. : -Yoktum diyorsunuz.
-Yoktum diyorum.
R.M. : -Bak Şerafettin sana bir daha soruyorum. Var mıydın, yok muydun?
-Valla billa yoktum.
R.M. : -Yemin etmenize gerek yok efendim, size inanıyoruz.
R.M. : -Var mıydın, yok muydun?
-Vardım efendim..
R.M. : -Peki Şerafettin siz demin yoktum diyordun, şimdi vardım diyorsunuz. Bu nasıl iş kardeşim?
-Yoktum dedim inanmadınız, ne yapayım?
R.M. : -Ne yapacağınızı ben bilemem efendim. Orasını sen düşün. Var mıydın, yok muydunuz?
-Hatırlamıyorum.
R .M. : -Hatırlayınız efendim. Bak bir filmimiz var sizinle ilgili. Onu birlikte izleyelim, sonra
sana soracağım.

Araya söz konusu film giriyor. Bir muhabir kapıyı kırıp Şerafettin'in evine giriyor ve kibarca,
gizli kamera (!!) ile çekim yapmak için izin istiyor. Şerafettin Bey izin vermiyor tabii. Bunun
üzerine kameraman dinlemiyor, çekimlerini yapıp gidiyor.

Yine Reha Muhtar geliyor görüntüye:
R.M. : -Filmimizi izlediniz, Şerafettin Bey. Şimdi ne diyorsunuz?
-Galiba varmışım.
R.M. : -Galiba ile olmaz efendim, emin misiniz?
-Eminim.
R.M. : -Öyleyse eminsiniz yani.
-Evet efendim, eminim.
R.M. : -Şerafettin Bey eminim diyorsunuz ama pek emin görünmüyorsunuz..
---

R.M. : -Sayın Hamdi Bey iyi akşamlar efendim. Sizin adınız Hamdi midir, efendim?
-Evet Hamdi'dir, Reha Bey..
R.M. : -Hamdi diyorsun.
-Hamdi diyorum çünkü nüfus kağıdımda öyle yazıyor.
R.M. : -Ben nüfus kağıdınızı sormuyorum efendim.
R.M. : -Sana soruyorum: Sizin sahte olmayan isminiz nedir?
-Hamdi.
R.M. : -Nasıl yazılıyor?
-H, a, m, d, i şeklinde..
R.M. : -Yani sahte olmayan isminiz Hamdi diyorsunuz.
R.M. : -Peki sahte olan isminiz hangisi?
-Benim sahte olan bir ismim yok!
R.M. : -Ama demin sahte olmayan ismim Hamdi dediniz.
R.M. : -Demek ki bir de sahte isminiz var. Size Yeşil diyorlar efendim. Siz Yeşil misiniz?
-Hayır Yeşil değilim.
R.M. : -Öyleyse size niye Yeşil diyorlar?
-Bana Yeşil demiyorlar. Hamdi diyorlar.
R.M. : -Yani inkar ediyorsunuz. Suküt ikrardan gelir Hamdi.
-Ben suküt etmiyorum, konuşuyorum ve Yeşil değilim diyorum.
R.M. : -Yeşil değilim dediniz ama mosmor oldunuz. Bakıyorum şimdi de kızarıyorsun. Niye sarardın
Hamdi?
-Sarardım çünkü ben Tanrı'nın oğluyum. Her renge girerim.
R.M. : -Ne oldu Hamdi Bey? Bir tuhaf konuşuyorsunuz.
-Galiba delirdim. Bana bir doktor lütfen!
R.M. : -Geçmiş olsun, Hamdi Bey. Size acil şifalar diliyorum. İyi akşamlar efendim.
---

Efenim, bir gün daha böyle geçti, efenim.
İyi günler, Türkiye!

3 yorum var - 24 Nisan 2008 22:38

Gidiyor musun diye sorma bana. Gönderen sensin. Ne terk etmeyi istedim seni, ne de daha yaşamadığımız bu aşkı toprağa gömmeyi. Senin kadar öfkeliyim ben de, senin kadar endişeli...

Bir dokunuşunla bin kenti yıkacak güç verirdin bana, ama inandıramadım seni. Sen sorgularken beni kafanda, ben gözlerinin içine bakıyordum kuşkuyla. Bir tek sözün bağlardı beni sana, oysa sen hep susmanın koynunda..

Aşkın içine bir kez girdi mi kuşu, teslim alır bedenleri de. Sütten çıkmış at kaşık değildim ama yalanı sokmadım iki kişilik dünyamıza.
O dünya ki, bazen minicik bir odada bazen kentin ortasında şekillendi. Nasıl da güzeldi. Zaten varsın diye her şey güzeldi ama sen buna inanmadın.

Ah bu sorular... Yaşamak varken sevdayı delice, niye boğarız sorularla? Nasıl ikna edebilirdim seni? Ben "aşk" dedikçe sen "hayır" dedin. Zaten az konuşan sen, olumsuz ne kadar sözcük varsa bulup çıkardın ortaya. Ben bir şey diyemedim.

Ne kadar zarar vermişim sana meğer... Nasıl değiştirmişim seni... Oysa hiç böyle düşünmemiştim. Kimseye zarar vermek istemem ben. Kimseyi olduğundan farklı bir hale getirmek istemem. Ama öyle oldu işte... Demek ki gitmelerin zamanı geldi şimdi.

Çocukluğuna sığınır atlatırsın bu acıyı. "Rahat değilim" diyordun ya, rahat ol artık. Gülüşlerini saklaman için bir neden kalmadı. Tedirginliğinin sebebi be kalktı ortadan.

Gidişim yürekten değil, zorunluluktan. Sanma bu toy sevdayı başka kimliklere taşırım. Sanma ki benden sakladığın dülüşlerini yalancı yüzlerde ararım. Seni de götürürüm yüreğimde. Yokluğunu taşırım.

Bulup bulup kaybettim seni.. Ne yazık ki toz-duman edemedim kuşkularını, ne yazık ki kalamadın bana. Öpücüğümün kokusu kalacak kapının eşiğinde. Kokladıkça bizi bir yanlışa mahkum ettiğini anlayacaksın.

raraavis hakkında:

07.07.1985 doğumlu, 23 yaşında. şu an yaşadığı yer İstanbul. ablasının katili olarak çalışıyor.

arşiv